Oca 18

George Bush bir ilkokulu ziyaret eder.
Çocuklara:
-Sorusu olan var mı? der ve küçük Bob sözü alır.
-Benim üç sorum olacak:
1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz?
2- Hiroşima’ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değil midir?
3- Hiç bir neden yokken neden Irak’a saldırmak istiyorsunuz?

Aniden zil çalar ve çocuklar teneffüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır. Continue reading »


Etiketler:
Oca 18

Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; “Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de Kaybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla.” Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;”Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla.” Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;”Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım.” Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım…


Etiketler:
Oca 11

Trafik polisi arabayi durdurmus ve egilip sormus:

-Ehliyet ruhsat lutfen
Tabi buyrun demis sofor ve vermis.
Polis bakmis bi problem yok.
-Pekii demis polis, cevre vergisi pulu?
-Burada, buyrun demis adam.
-Ilk yardim cantaniz var mi? demis polis. Continue reading »


Etiketler:
Oca 06

> >Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun
> sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden
> İngiltere’de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün.
> 1500′lerde İngiltere’de işler şöyle yapılıyordu:
>
> >İnsanların çoğu Haziran’da evleniyordu Çünkü
> senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar,
> Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de
> kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından
> çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket
> çiçek taşıyordu.
>
> >Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir
> fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla
> yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve
> diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar
> ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu.
> Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde
> gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü.
> İngilizce’deki “banyo suyuyla birlikte bebeği de
> atmayın” (Don’t throw the baby out with the bath
> water) deyimi buradan gelmektedir. Continue reading »


Etiketler: ,
Oca 06

Sürücünün biri arabasıyla yolda giderken, işaret veren bir yolcuyu arabaya alır. Adam arka tarafa biner.

Şoför, “Eee hemşerim kimsin nereye gidersin? der. Yolcu, “ben Azrailim..canını almaya geldim” der.

Şoför alaycı bir tavırla; “Sen mi Azrailsin” der.. “Yahu senin gibi Azrail olur mu hiç”

Yolcu sakin bir tavırla cevap verir: “Sen daha önce Azrail gördün mü ki tarif ediyorsun? İnanmadın bana öyle mi ?

Şoför: İnanmadım tabii!

Yolcu: O zaman sana bunu ispatlayayım. Bak şu dönemecin ardında, 200 metre ileride biri yolda araç bekliyor… Onu sen kavşaktan sonra göreceksin ama ben buradan görebiliyorum” der… Continue reading »


Etiketler: ,
Ara 19

İNGİLTERE İYİ SIYIRDI
Fulton ve Napolyon
1800, Fransa

Fransa, Amerikan devrimi sırasında Birleşik Devletlerin tek müttefikiydi.
Fransızlar kendi devrimini yaparken ise iyi niyetlerini bildirdiler. Napolyon
bariz bir diktatör haline gelmeden önce, Birleşik Devletler yeni rejimi tanıyanbirkaç devletten biriydi. Bu Lousiana’nın satın alınmasını getirdi ve 1812
Savaşı’na yardım etmek isteyen Amerikalıların Fransa’ya akışına yol açtı.

Napolyon artık Fransa’nın lideri olmuştu. Napolyon uyanık bir adamdı. Bugün
bile hala kullandığımız birçok şeyi o yaratmıştır. Mesela teneke konserve
kutuları ordunun yiyeceklerini saklamak üzere en iyi icadın arandığı bir yarışma
sonucu ortaya çıkmıştır. Ama öyle bir icat var ki, reddetmeseydi her şey farklı
olabilir ve İngilizler onu yakalamadan hüküm sürebilirdi.

Robert Fulton adındaki bir Amerikalı, Fransız ve Amerikan devrimlerinin
ideallerini gerçekleştirmesi için Napolyon’a yardımcı olabilecek fikirlerle
doluydu. Genç mucit bir denizaltı tasarlamış ve bunu deneme fırsatı da
bulmuştu. Bu makine üç kişilik mürettebatıyla suyun yaklaşık 10 metre altında
gidebiliyordu. Yelkenler ve direklerle normal bir gemi gibi düşman gemisineyaklaşıp, birden kaybolan bu gemi su altından düşman gemisine bir torpidofırlatabiliyordu.

1800′de Robert Fulton, Paris’e gitti ve sonunda Napolyon’un dikkatini çekmeyi
başardı. Bu zor bir işti çünkü Birinci Konsül hem orduyu, hem de Fransız Continue reading »


Etiketler: , , , ,
Ara 17

YAŞASIN DRED SCOTT!
ABD Yüksek Mahkemesi Dred Scott Davasındaki Kararını Açıklar
1857, Washington D.C.

Missouri Anlaşması, bir köle eyaleti olarak kabul edilmek üzere Missouri’ninbaşvurmasıyla ortaya çıkan politik fikir ayrılıklarını gidermek için Kongre’nin
uğraştığı bir girişimdi. Kongre’nin önemli adamları kölelik sorununun Birleşik
Devletleri en baştan ayırmasına izin vermek istemiyordu.

Bu anlaşmanın birkaç sonucu oldu; Missouri’ye istediği verildi ve başvurusu
kabul edildi. Maine içişlerini istediği gibi düzenleyebilecek özgür bir eyaletolarak kabul edildi. Birleşik Devletler’de özgür eyaletler ve köle eyaletleri
arasında ise dengeyi sağlayacak bir takım kurallar getirildi. Ancak Dred Scottgibi birinin ortaya çıkacağını hiç düşünmemişlerdi.

Scott, John Emerson adında bir ordu cerrahının kölesiydi. Emerson görevidolayısıyla Missouri’deki evinden ayrılıp birkaç yıllığına Illionis ve
Minnessota’da çalışmaya giderken yanında kölesi de vardı.

Emerson 1846′da öldükten sonra Scott’ın muhtemelen kölelik karşıtı olan beyaz
arkadaşları ona Emerson’dan özgürlüğünü istemek için mahkemeye başvurması
yolunda akıl verdi. Çünkü Emerson kölesiyle beraber özgür eyaletlerde Continue reading »


Etiketler: , , , , ,
Ara 16

KÖTÜ DAVRANSAN DA SORUN, İYİ DAVRANSAN DA
Gemide İsyan
1789 Tahiti’nin Dışında

Popüler kültür William Bligh’ı mürettebatına işkence eden, gaddar ve sadist birkaptan olarak gösterir. Komuta ettiği ikinci geminin mürettebatının da isyanetmesi, New South Wales kolonisinin başındayken de bir isyan çıkması, kaptanla
ilgili bu inancı daha da güçlendirmiştir. Kaptan Cook’un keşif gezilerine olankatkıları, Bounty’yle yaptığı 3.600 millik seyahat ve Fiji adalarının keşfi gibibaşarıları da göz ardı edilir.

Kaptan William Bligh, Bounty’nin İngiltere’den Tahiti’ye yaptığı yolculuklasonsuza dek hatırlanacaktır. Bu yolculuğun amacı, kolonilerdeki köle sahiplerine
zenci kölelerin yemeleri için ucuz ve besleyici ekmek yapmakta kullanılmak
üzere bitki tohumları götürmekti. Sağlık koşullarının kötülüğü, ağır disiplin ve
mantıksız çalışma saatleri mürettebatın Fletcher Christian liderliğinde
ayaklanmasına neden olmuştur. Eğer hakkında söylenenlere inanılırsa Bligh içinhak ettiğini bulmuş da denilebilir.

Gerçeklere daha yakından bakılacak olursa, bunun pek de doğru olmadığı
görülecektir.

Majestelerinin gemilerinde yaşam 18. yüzyılda çocuk oyuncağı değildir. Yeterli
gıda olmaması normal, hastalıklar yaygındı. Sıkı disiplin her gemide vardı ve
cezaların sertliği üç aşamalıydı: Bir düzine kırbaç, elli kırbaç ve iki yüz kırbaç.
Üçüncüsü ölümcül bir cezaydı. Gemide kadın olmaması, tehlikeli sular, acemi
denizciler işi zorlaştırıyordu. Bu şartlarda tabii ki sert disiplin kuralları
uygulanacaktı.

Bounty’nin yolculuğu aslında sıra dışıydı, çünkü hemen hiç ciddi bir sorun
görünmüyordu. Kayıtlara göre tek bir hastalık vakası bile görülmemişti. Kabul
edilmeli ki, Bligh zamanının en iyi kaptanlarından biriydi. Denizdeki koşullar ne
olursa olsun, mürettebatını hayatta tutabilecek yeteneğe sahipti. Kırbaçlama
olaylarına gelince, o zamanlar bu yöntem hemen hemen her gemide kullanılırdı.
Kayıtlara göre Tahiti’den ayrılana dek gemide bir sorun görülmemişti.

Bligh böyle bir yolculuğun normal yolculuklardan daha stresli olduğunu
biliyordu. Kaptan Cook ile çıktığı seferlerden deneyimliydi. Bu zorlu seferde isetayfalarının pek Continue reading »


Etiketler: , , ,
Ara 16

İÇ SAVAŞTA YERLİ MALI SİLAH TAKINTISI
Albay Ripley ve İngiliz Tüfekleri
1860, ABD

West Point’ten 1813′de mezun olan Albay James Ripley belki de dört yıl süren
kanlı Amerikan iç savaşının çıkmasından sorumlu kişilerin başında geliyor.
Aslında bu anlaşmazlık birkaç ay içinde halledilebilirdi. 1861′de Birleşik
Devletler ordusunun Savaş Gereçleri Bölümünün başına getirildiğinde altmış
yedi yaşında olan Ripley ordunun silahlarını güçlendirmek için teklif edilen hertürlü buluşa burun kıvırıyordu.

Ripley, özellikle piyade için gerekli ateşli silahların alınmaması için her türlü
bürokratik yolu deneyen adam olarak da tarihe geçmiştir. Aralıksız atış sağlayanSpencer tüfeklerinin askerlerin çok fazla cephane harcamasına neden olacağını
ve bunun da orduya pahalıya mal olacağını öne sürmüştür.

En büyük aptallığıysa yaptığı bir şey değil, yapmadığı bir şey nedeniyledir ve iki
tarafın da on binlerce asker kaybetmesine yol açmıştır.

Hikayemiz 1852′de İngiltere’nin modern dünyanın ilk fuarını Kristal Saray’dadüzenlemesiyle başlıyor. Fuarda, Amerikan standı açıldığında sadece mekanik
parçalar olan kutular ortaya çıktı. İzleyicilerin arasından gönüllüler alındı ve
birazcık yardımla birkaç dakika içinde bu parçaları bir Colt tabancayadönüştürdüler. Bu silah Continue reading »


Etiketler: , , , ,
Ara 15

Neye Mal Olursa Olsun İntikam Almak
1780, Amerika

Savaş beklenmedik tarafların yakınlaşmasına neden oluyor. Amerikan
devriminde de buna benzer bir durum yaşanmıştı. Fransa’nın savaşa girmesininnedeni İngiltere’yle aralarında yüzyıllardır devam eden anlaşmazlıktı. Tarihin
cilvesi; ABD’yi yaratan Fransa, İngiltere’den intikam almak istiyordu.

Bazı tarihçiler bizi Fransız devriminin Amerikan devrimini bir kardeş gibi görüpyardım elini uzattığına inandırmaya çalışır. Ancak Fransa’nın Amerika’daki
kolonilerin devrimlerini desteklemesinin eşitlik ve özgürlük gibi ideallerle ilgisi
yoktu. Yönetimdeki genç sınıf ki bunlara ünlü Lafayatte Markisi de dahildi,
Voltaire hayranıydı ve radikal hareketlere sahip çıkmak onlara uygundüşüyordu. Fransızların Amerikan devrimini desteklemelerinin en büyük nedeni
İngilizlerden intikam almaktı.

Amerikan devriminin başlamasından sadece on iki yıl önce, Fransa on üç
koloninin baş düşmanı olarak görülüyordu. Amerika kıtası Fransız ve Kızılderili Continue reading »


Etiketler: , , ,