Muzaffer Ozak Hoca’nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
- Selâmunaleyküm babalık… diye selâm verince, hazret selâmı alır:
- Aleykümselâm kurukalabalık…
Etiketler: Dini Hikayeler, Kıssadan Hisse
Muzaffer Ozak Hoca’nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
- Selâmunaleyküm babalık… diye selâm verince, hazret selâmı alır:
- Aleykümselâm kurukalabalık…
Sasani hükümdarlarından Ardşir Babegân, doktoruna, “Bir günde ne kadar yemek yemeli?” diye sordu. Doktoru:
- Üçyüz gram kadar yeter, dedi.
Babegân
- Bu kadarcık şey insana ne kuvvet verir ki? diye bunu az bulunca, doktor şu karşılığı verdi:
- Bu kadarı seni taşır. Bundan fazla olursa sen onu taşırsın.
Çocuk:
- Babacığım, demiş. Bana bir horoz alsan da, sabahları ötüp beni namaza kaldırsa.
Adam:
- Canım oğul, diye cevap vermiş. Senin içindeki horoz ötmedikten sonra, dışarıdaki horozun fayda vereceğini mi sanıyorsun?
NASIL GEÇİRİR?
Necip Fazıl’a, “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sormuşlar. “Evet geçirir” demiş. Bunun üzerine “deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:
- Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.
Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi’ye:
- Hocam demiş, “insan maymunun gelişmiş şeklidir” diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.
Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş:
- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar.
Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca’ya:
– Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
– Demirci Hoca:
– Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.
Nevsehir – Göreme yolu üzerinde bir türbe vardi. Nevsehir Belediyesi, sehrin çikisindaki yolu genisletme gayesiyle, bazi tadilâtlar yapti. Bu arada yolun genisletilmesi ve gidis – gelisli bir yolun yapilmasina da karar verilmisti. Yol yapimi türbenin bulundugu yeri de’ içine aliyor ve türbenin yikilmasi icab ediyordu. Fakat bir gün Belediye Baskanina bir sikâyet geldi.
Bazi isçiler ellerinde kazma oldugu halde türbeyi yikmak istiyorlar, fakat yikamiyorlardi.
Bu hâdise üzerine halk ve belediye baskani türbenin bulundugu mevkie geldiler ve elleriyle türbeyi yikmak istediler. Fakat Allah Teâlâ, onun yikilmasina müsaade etmedigi takdirde nasil yikacaklardi. Türbeyi yikmak için kazmayi alip da elini kaldiran isçilerin elleri, halkin bakislari arasinda havadan inmiyor ve adam yikmaktan vazgeçip geri çekildigi zaman ise, hiçbir sey yokmus gibi eski haline avdet ediyordu.
Bu durum karsisinda, Belediye türbeyi yikmaktan vazgeçti ve gidis – gelisli yol türbenin sagindan ve solundan verilerek türbe iki yolun ortasinda kaldi. Hasan Emmi türbesi olarak bilinen bu türbe yikilamayan türbelerin içinden sadece bir tanesidir. Bunun gibi birçok türbe yol yapimlarinda olsun, bazi tasfiye hareketlerinde olsun, oldugu yerleri muhafaza etmisler ve yikimlarina müsaade etmemislerdir. Bunlardan birisi de Balikesir’deki Hasan Baba türbesidir.
Hasan Baba Türbesi de, Hasan Baba Çarsisinin yapimi zamaninda, bir türlü yikilamamis ve oldugu yerde çarsinin ortasinda kalmistir.
1985 yıllarında, Afrika ülkelerinden Tanzanya’nın başkenti Dar-es Selâm limanında kuyruğunda «Ya Malik-el Mülk» yazılı bir balık bulundu. Kuyruğunda yazı olan balığın bulunması, etrafta heyecan husule getirdi. Kuyruğunun öbür yüzünde ise «Sani Allah» yazılı olan balık, Londra İslâm Araştırma Enstitüsünde incelemeye tâbi tutulduğunda ilim adamları tarafından da yazının doğru olduğu tesbit edildi.
Balık, siyaha yakın bir renkte olup, kuyruğundaki yazılar ise beyazdır. Balığın alışılmışın dışında kelebeğe benzediği o zamanki gazetelerde yer almış, zamanında günün mevzuu haline gelmişti.
Hazreti Fatih’in dervişlere karşı çok zaafı vardı. Bir gün onun bu zayıf tarafından istifade etmek isteyen, pejmürde kılıklı bir adam huzura girip:
— Devletlû Sultanım, ben senin kardeşinim. Malının yarısını bana vermen gerek, dedi.
Fatih, kesedarına:
— Bu fakire bir mangır ver! dedi. Fakat miskin, parayı az bulup:
— Senin gibi şanlı bir hükümdara, kardeşine bu kadar az para vermek yakışır mı? dedi.
Hazreti Fatih:
— Seninle nerden kardeş oluyoruz? diye sorunca. Adam:
— Senin de, benim de ilk anamız Havva, ilk babamız Âdem Aleyhisselâm değil mi? dedi.
Bu sefer Hazreti Fatih’in cevabı şöyle oldu:
— Sen verdiğim parayı az görüyorsun, halbuki öteki kardeşlerin duyarsa hissene bu kadar düşmez. Şimdilik bu sana yeter!
Son Yorumlar