Ara 10
BİR BAĞIŞLAMA ÇOK GÖRÜLÜNCE
Papa VIII. Henry’yi Bağışlamayı Reddeder
1533, Roma ve İngiltere
Papanın bağışlamaları, Tanrının kanunlarına karşı gelen insanları affetmenin
bir yoludur ve sık sık gerçekleşmemesi gerekir.
Ancak Katolik Kilisesi standartlarını çok yüksek tutamamıştı. O çağda papaların
metresleri, gayri meşru çocukları oluyordu. Bu şartlar altında bağışlanma
kağıtları Vatikan hazinesine yapılan bağışlarla kolaylıkla elde edilebiliyordu.
1503 yılında İspanyol Ferdinand kız kardeşi Katherine’in 11 yaşındaki İngilterePrensi Henry ile evlenmesi için Papa II. Julius’dan izin istedi. Bir bağışlama
gerekiyordu çünkü Katherine zaten Henry’nin ağabeyiyle evliydi ancak kocası
ölmüştü. Papa ise Hıristiyanlığın bir adamın kardeşinin karısıyla evlenmesiniyasakladığını ve bu tür birleşmelerin Tanrının onlara çocuk vermemesiylelanetleneceğini açıkladı.
Ama Papaya müttefiklik sözü verilip büyük bir çeyiz sunulunca -bu çeyiz
doğrudan Papanın sandıklarına gitmişti- Papa bağışlamayı kabul etmişti.
İngiltere’nin gelecekteki kralı Henry Tudor iki yıl sonra kendinden beş buçuk yaş
büyük Aragon’lu Katherine ile evlendi.
İspanya, İngiltere ve Roma bu evliliği pek ciddiye almadı ve elde ettikleri maddi
kazanımlarla ilgilendi. Düğün ise planlanandan dört yıl sonra 11 Haziran Continue reading »
Etiketler: Gerçek Hikayeler,
Tarihi Olaylar,
Yaşanmış Hikayeler,
BİR BAĞIŞLAMA ÇOK GÖRÜLÜNCE,
Papa VIII. Henry-039yi Bağışlamayı Reddeder
Ara 10
HEDİYE BİR TOPU ASLA HOR GÖRMEYİN
Tam Bir Şehirli Yaklaşımı
1453, Konstantinopol
Bir savaşta insan sadece kendi teknolojisinin durumunu değil, rakibinin de hangiyeni teknolojileri karşısına çıkarabileceğini hesaplamalıdır.
Konstantinopol şehri yedi yüzyıldan daha uzun bir süre İslam dünyasının
saldırısına uğramıştır. Önce 7. ve 9. yüzyıllar arasında Araplar, sonra da 12.
yüzyılda bölgeye gelen Türkler. Şehri kurtaran o gün için ileri teknoloji
sayılabilecek Rum Ateşiydi. Neft ve ziftten oluşan bir karşımdı bu. O gününnapalm bombası diyebileceğimiz formülü saklı olan bu gizli madde gemilere
yükleniyor ve bronz bir toptan ateşleniyordu.
Elli metreden daha geniş bir alan içerisinde tahtadan yapılmış hiçbir gemi
yaklaşamıyordu. Buna benzer alev atan mancınıklar da kale duvarlarında sabit
bir biçimde duruyorlardı. Böylece yedi yüzyıl boyunca şehir saldırılara göğüs
gerebilmişti. İmparatorluğun geri kalanı parça parça elden çıktıysa bile şehir
Bizans’ın elindeydi.
15. yüzyıl başlarında Roma İmparatorluğu’ndan geriye kalan bu şehir ve birkaç
küçük Ege adaşıydı. 1451′de daha sonra “Fatih” unvanını alan II. Mehmet tahta
geçti ve yedi yüzyıllık amacı gerçekleştireceğine ant içti. Güçlü Konstantinopol Continue reading »
Etiketler: Tarihi Olaylar,
Yaşanmış Hikayeler,
İlginç Olaylar,
HEDİYE BİR TOPU ASLA HOR GÖRMEYİN,
Tam Bir Şehirli Yaklaşımı
Kas 30
Bir gün Paris’te bir yayınevinin kapısından içeri 14-15 yaşlarında bir çocuk girer. Koltuğunun altında bir tomar kağıt vardır. “Şiirlerimi kitap halinde bastırmak istiyorum” der. Yayınevi sahibi, gülümsemeden edemez. Ancak, kendine pek güvenir görünen bu çocuğu kırmamak için, “Şiir satılmıyor ki oğlum” der. Genç şair, “Benim şiirlerim satılır” der ve ekler: “Yazık, hata ettiniz. Bu ilk şiirlerimi basacak olsaydınız, bundan sonraki bütün eserlerimin yayın hakkını size verecektim.” Bu çocuk, ileride dahi bir şair ve romancı olacak Victor Hugo’dan başkası değildir.
Victor Hugo, 1802’de Fransa’nın doğusundaki ufak bir şehirde doğar. Babası Napolyon ordusunun önemli komutanlarından biri, annesi ise denizcilikle geçinen bir ailenin kızıdır.
Victor, çocukluğu boyunca babası ve iki abisinden hiç sevgi göremez. Bunun üzerine annesi, diğer çocuklarına nazaran Küçük Victor’a daha fazla ilgi ve şevkat gösterir. Annesiyle aralarındaki bu güçlü bağ, hayatı boyunca sürecektir. Hugo büyüdükçe, annesi ondaki cevheri sezip yeteneklerini geliştirebilmesi için elinden geleni yapar.
Hugo’nun yetiştiği yıllar, Napolyon’un savaştan savaşa koştuğu yıllardır. Babasının ordudaki Continue reading »
Etiketler: Gerçek Hayat,
Gerçek Hikayeler,
Hayatın İçinden,
Yaşanmış Hikayeler,
Ünlü Yazarlar,
Şiirlerimi kitap halinde bastırmak istiyorum,
Victor Hugo
Kas 08
İDEALİST BİR SAVAŞTAN DAHA KÖTÜ BİR ŞEY YOKTUR
Ortadoğu’ya Yapılan Haçlı Seferleri
Kudüs, 1095
Her şey ideallerin en asiliyle, sözde barbar kafirlerin elinde olan kutsaltoprakları kurtarmak arzusuyla başladı. Bununla da bin yıl süren savaşlar ve
bugüne kadar artan bir şiddetle gelen ve tehdit eden, her an patlamaya hazır bir
bomba ortaya çıktı. Ama bu idealizmin arkasında daha pratik ve ticari sebepler
vardı.
Avrupa’dan her yıl binlerce turist bölgeyi ziyaret etmeye gidiyor ve ticareti
canlandırıyorlardı. Avrupalılara ilaveten, yedinci yüzyılda Bizans
İmparatorluğu’ndan Kutsal Toprakları alan Araplar da bölgeyi aynı şekilde
kutsal sayıyorlar, Kudüs’ü Mekke ve Medine’den sonra üçüncü kutsal şehir kabul
ediyorlardı.
11. yüzyılda daha dindar bir görüşe sahip olan Selçuklu Türkleri bölgeye
geldiğinde işler biraz kızışmaya başladı. Artık, ara sıra turistlerin saldırıya
uğradığı oluyor, yeni vergiler ödemek zorunda kalıyorlar, katırları kaçırılıyor vecinayetlere kurban gidiyorlardı. Elbette, Avrupa’ya bunların haberi geliyordu.
Yapılan haksızlıklar anlatıla anlatıla abartılı boyutlara varıyordu. Ama aynı
şekilde bir gemi dolusu Müslüman on birinci yüzyıl Paris’ine ya da Londra’sına
gelmiş olsaydı, başlarına neler geleceğini ancak Allah bilir.
Konstantinopolis şehrinin karşı karşıya kaldığı tehlike, endişeyi daha da artırdı.
Selçukluların Kudüs’ü almasından bir sene önce, 1071′de Bizans ordusu
Malazgirt Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğramıştı. Sonraki yirmi sene boyunca Continue reading »
Etiketler: Gerçek Hikayeler,
Yaşanmış Hikayeler,
İlginç Olaylar,
Ortadoğuya Yapılan Haçlı Seferleri
Eki 20
YÜRÜYÜŞİÇİN YANLIŞ YOL SEÇERSEN
Makedonya Kralı Philip hükmettiği yıllar boyunca kötü ününden ve ileriderecedeki aşağılık kompleksinden çok çekti. Krallığını, Yunan dünyasında
hatırı sayılır güçlerden biri haline getirmiş olmasına rağmen, Korintliler,
Atinalılar ve Spartalılar gibi güneydeki daha kültürlü komşuları kendisini ve
arkadaşlarını hep vahşi, dağda yaşayan barbarlar olarak gördü. Kişisel geçmişi
ve görünüşü de yüksek yerlerde saygı görmesine yetmiyordu. Öncelikle ordusunu
savaş alanına kendi götüren askeri bir liderdi.
Bunun sonucu olarak da birçok yerinden yara almıştı. Aldığı kötü darbelerden
biriyle bir gözünü kaybetmiş ve bir mızrak darbesiyle de baldırından
yaralanmıştı. Bu yaraların ikisi de doğru düzgün iyileşmeyip sürekli irinakıtıyorlardı. Özellikle bacağından çok kötü bir koku geliyordu. Ayrıca
dedikodulara göre, tahtı ele geçirebilmek için anne katili olarak affedilmez birsuç işlemişti.
Özel yaşamı da aynı derecede skandallarla doluydu. İlk karısı Dionysiusrahibesi, yani bugünkü Continue reading »
Etiketler: Gerçek Hikayeler,
Tarihi Olaylar,
Yaşanmış Hikayeler,
İlginç Hikayeler,
İlginç Olaylar,
Makedonya Kralı Philip-039in MÖ 4. Yüzyılda Ölümü,
Tarihi,
YÜRÜYÜŞİÇİN YANLIŞ YOL SEÇERSEN
Eyl 15
Aişe
Yol arkadaşım…
Ben otobüse binerdim okula gitmek için. O da tam dört durak sonra gelir otururdu yanıma. Hep anlatırdım uçarı hikâyelerimi, olgunlukla dinlerdi ve bazen de hakkı tavsiye ederdi. Hastane yolunu birlikte yürürdük, susardı genelde, kafası karışıktı belki, ya da bir derdi vardı ama söylemezdi. Düzenli olarak namaz kılardı, ben kılmazdım. Abdest almak zor derdim okulda. O yardım ederdi abdest almama. Bazen kızardı hatta.
Zengin değildi Ayşe… birkaç çeşit elbisesi vardı, öteki kızlar gibi vitrinlere de bakmazdı. Kanaatkârdı, az yer, onu da hiç belli etmezdi.
Bir gün başörtüsü yasağıyla tanıştık. Sarsıldık birlikte, anlayamadık. Ama ikimiz de başörtümüzden vazgeçmeyi düşünmüyorduk. Herkes teker teker başörtülerini çıkartmaya ya da peruk gibi çözümler üretmeye, üretmeyenler de okulu bırakmaya başlamıştı. Bilmiyorduk ne yapacağımızı. Ayşe’nin baskıcı bir ailesi vardı, eğer okulu bırakırsa evden çıkamazdı, hem bir yığın azar da Continue reading »
Etiketler: Yaşanmış Hikayeler
Eyl 15
“Hanım, ben böyle bir şeye asla müsaade edemem. Allah’ın verdiği canı Allah’tan başka kimse alamaz. Hem dünyaya gelen rızkıyla ve sabrıyla gelir, bunu sakın unutma. Diğer iki evladımızı nasıl büyüttüysek, onu da büyütürüz. Allah Kerîm’dir.”
Nurten Hanım gözlerini araladı. Hiç de huzurlu geçmemişti gecesi. Bütün gece kabus doluydu. Dün aldığı kötü haberi bir türlü çıkaramıyordu aklından.
“Belki de evet belki de rüyaydı bu haber!”
Aceleyle kalktı yataktan. Masanın üzerinde duran kağıda bakana dek gülümseyen yüzü, asıldı aniden.
“Doğruymuş. Evet, hamileyim. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. Doğru işte üçüncüye hamileyim. Bir bebek daha! Aman Allah’ım! Düşünmek bile istemiyorum. İki çocuğu büyütene kadar neler çektim Continue reading »
Etiketler: Yaşanmış Hikayeler
Eyl 15
Kâfirin aşkı mecazî olduğu hâlde bedenini küle çevirdi. Haydi, bakalım, sen de Allah’ın sevgisinde böyle ol. O, bir put için canından vazgeçerken, senin âlemlerin Rabbi için neler yapman gerekir iyi düşün.
Hemedanlı Ebü’l–Kasım, bir yolculuk sırasında yolunun üzerinde cahil insanların ilâh edindikleri putların toplandığı bir puthane gördü.
Merak etti. İzin isteyip içeri girdi. Bir kenarda durarak, olup biteni seyretmeye başladı.
Ortada bir ateş yakılmış, üzerine içi yağ dolu bir kazan konmuştu. Ateş alevlendikçe yağ fokurduyor, coşup köpüren bir deniz gibi kaynıyordu.
Kenarda bir grup insan bekliyordu.
İçeri bir adam geldi. Gayet saygılı bir şekilde putlardan birine yaklaştı, eğildi, önünde secde Continue reading »
Etiketler: Yaşanmış Hikayeler
Eyl 15
Ey yüceler yücesi Allah’ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? Allah’ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur Allah’ım, beraatımı ver!
Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. “Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz.” diye.
Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce Allah’ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile Continue reading »
Etiketler: Yaşanmış Hikayeler
Eyl 15
Resûlullah (s.a.v.) rüyamda göründüler ve: “Bugün burada bir çinli vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin.” buyurdular.
Bundan altı, yedi ay önce Çin’in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul’a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.
Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan’a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.
Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince’yi, hem Arapça’yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.
Mevlâ’mızın takdiri, Türkistan’daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul’a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, Continue reading »
Etiketler: Yaşanmış Hikayeler
Son Yorumlar