Eyl 16

ZİLELİ CEYHUNİ

El vurup tabibe incitme beni
Zira aşk derdine derman bulunmaz
Ne derttir bilmezem sızlatan beni
Can gider visale canan bulunmaz

Çok gördüm feleğin serencamını
Murat üzere kimler aldı kanımı
Kanda nuş ederse ecel camını
Göçen Ceyhuni’den nişan bulunmaz

Aşık Ceyhuni, Ceyhuni Baba ve Ceyhuni diye de anılan Zileli Ceyhun 1847’de Zile’nin Çıkrıkçı mahallesinde doğar. Asıl adı Ömer’dir. Babası Çördükoğulları’ndan Ahmet’tir. (Kimi yazarların Ceyhun’yi Çorumlu göstermeleri yanlıştır, belki de bu, onun Çorum’da Kahyaoğulları’ndan Meryem’le evlenmesinden doğmuştur.)

Ceyhuni bir süre Aşık Tokatlı Nuri’ye çıraklık etmiş. (Ceyhuni adını da kendisine ustası takmış.) Sesi güzel, kendisi de uzun boylu, yakı şıklıymış. İyi saz çalar, geçimini bu yolla sağlarmış. Düğünlerle derneklerde, kahvelerde çöğür denen 12 telli sazı beceriyle kullanırmış. Çevre köyleri, kentleri dolaşır, sık sık yolculuğa çıkarmış. Bu arada Sivas, Çorum, Ankara ve İstanbul’a kadar gitmiş. Çayırcı ve Veliefendi çayırları ile semai kahvelerinde saz çalmış, karşılaşmalara katılmıştır. Ankara’da iken Vali Faik Memduh Paşa Aşık Cemali ile onu konağına çağırmış, saz çaldırıp bağışta Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

Zaralı Halil (Halil Söyler)

Halil Söyler

Bir bulut kaynıyor Sivas elinden
Ucu telli mektup geldi yarimden
Karlı dağlar ne olur ne olur
Asker ağam gelse yaralarım ey olur

Zaralıların radyodaki türkü programlari sırasında defalarca “İşte Halil Emminin türküsü!” diye birbirlerine hatirlatmalarina sebep olan Halil Söyler Zara’nın yetistirdigi en meshur sahsiyetlerden birisidir. Zarali Halil 1906 yılında zayıf bir çocuk olarak dünyaya gelir. Ömür boyu yakasını bırakmayan bu çelimsizlik nedeni ile İnce Halil olarak da bilinmistir. Önce annesini sonra da Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

Yüksel Yıldız
Yüksel Yıldız
Seni Beni Onu Bunu Yermeyen
Gerçekleri Gören Kul Gerek Bana
İnsanlık Adına Ödün Vermeyen
Gerçekleri Gören Kul Gerek Bana

Hakikat İlminde Sırrı Biliriz
Gerçek Erenleri Pir Biliriz
Bu Yolda Öleni Diri Biliriz
Gerçekleri Gören Kul Gerek Bana

Yüksel Yıldız, 15 Ekim 1948 tarihinde Sivas’a bağlı Tokuş köyünde dünyaya geldi. İlk öğrenimini köyünde orta öğrenimini Sivas Erkek Sanat Enstitüsünde tamamladı. Dedesi bağlama yapar, amcası ve babası da bağlama çalardı. Dolayısıyla bağlama çalmayı kısa sürede öğrendi ve çeşitli toplantılarda çalıp söylemeye başladı. Okul yıllarında düzenlenen piyes ve etkinliklerde sahne aldı.

Usta-çırak ilişkisi çerçevesinde büyüklerinden çok şeyler öğrendi ve önemli arşivler edindi. Okul yılları bitince İstanbul’a yerleşti ve burada hem çalıp söylemeye hem de kendini geliştirmeye Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

Yunus Emre

Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost ilinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre (1238 -1320) yılları arasında yaşadığı tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe şiirin öncüsü olan bir şair ve mutasavvıftır, yaşamına ilişkin belgeler sınırlıdır. Medrese eğitimi gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, İran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediği sanılıyor. Vahdet-i vücut (varlık birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf yorumunu benimsemiştir.

Gerçeğe, Tanrı’ya, evrensele, her şeyin özüne varmak için ”Şeriat-tarikat-marifet-hakikat” olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayırt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüşleri daha çok Bektaşilere yakındır. Şeyhi Taptuk Emre Sinan Ata’nın ardılıdır, Hacı Bektaş Veli’ye bağlıdır. Bir divanı vardır Risaletü’n Nushiye adlı 573 beyitlik şiiri ile şeriat kurallarının üstüne çıkar. Başlangıçtaki düz yazı metinde aklın ve insanın çeşitlerini anlatır. Şiirlerini Oğuz lehçesiyle ve çağının konuşma diliyle yazmıştır. Yaşamı, şiirleri, felsefesi üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yunus Ernre üzerine Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

Yemini

Lam eliften arşa pervaz eyledim
Kaf u nun’dan başıma taç eyledim

Beyt-i mamur içre mesken tutalı
Ey Yemin’i günde bir hac eyledim

Adı Fazıl oğlu Mehmet Yemini olarak bilinirse de, gerçek kişiliği, doğum - ölüm tarihleri, eserleri, asıl adı hakkında yeterli bilgi ve belgeler yok. Ancak Alevi - Bektaşi geleneğinde ”Yedi Ulular” olarak bilinen Fuzuli - Hatayi - Virani - Pir Sultan - Nesimi - Kul Himmet gibi saygın şairler arasında yer alan Y emini, Onaltıncı yüzyılda yaşamış, ancak yaşamı konusunda güvenilir nitelikte hiç bir bilgi bulunmamaktadır .Bektaşi ozanı. Örnrü, Tuna ırmağı yörelerinde geçmiş. Betova’da büyük bir dergahı olan, Bektaşi azizelerinden Akyazılı Sultanın ardalarındandır. Teskireler, bu şairden hiç söz etmez. Ancak Demir Baba velayet namesinde adı: ”Hafız Kelam Yemini” olarak geçer ki, bundan Kur’an-ı Kerim’i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. Şiirlerinde koyu Alevi-Bektaşi inancını işler. On iki imama gönülden bağlılığını dile getirir.

Şiirleri özellikle Alevi -Bektaşi toplumu içinde çok yaygın olan Yemini’nin kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber, eserlerinden ve dolaylı bilgilerden 15. yüzyıl sonları ile 16. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Yaşantısı hakkında o çağlarda yazılmış teskirelerde yeterli bilgi verilmemektedir. Asıl adının Ali olduğu, Akyazılı İbrahim Dede zaviyesinde hizmet ettiği ve ”Yemini” mahlasını burada iken yazdığı şiirlerinde kullandığı söylenir. Yemini’nin şiirleri genellikle Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

VİRANİ

Gel Dilber Ağlatma Beni Şah-I Merdan Aşkına
Dü Cihanın Ranimasi Şii Yezdan Aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin
Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına

Virani, 16. yy.’ın sonu ile 17. yy .başlarında yaşayan güçlü bir ozandır.

Bektaşiliğin ikinci piri Balım Sultan’dan el almıştır. Bir süre Necef-i Eşref de Hz. Ali Türbesi’nde türbedarlık, babalık yapmıştır, (1587-1618) yıllarında İran’da saltanat süren Şah Abbas’la görüş­müştür. Anadolu’nun bir çok yerlerini ve daha sonra da, Bulgaris­tan’da Deliorman ve Debruca’yı dolaşmıştır. Neceften dönüşünde, Deliorman yöresinde bulunan Demir Baba tekkesini ziyaret etmiş ve ondan bilgilenmiştir. Demir Baba, soy zinciri itibariyle Peygam­ber’e ulaşır.

Demir Baba Velayetnamesi’nde, Virani’nin Demir Baba ile görüşmesi şöyle anlatılır: Demir Baba’ya, Arap ve Açem dillerini bi­len bir kimse geldiği ve müridleriyle Rumeli’ye geçtiği ve bu kişi­nin adının da Viranı olarak söylendiği bildirilir. Ancak gaflet içinde olduğu ve “Kutupluk” davası güttüğü de ilave edilir. Demir Baba manevi yönden kendisinin daha üstün olduğunu göstermek ister. Demir Baba, o tarihlerde yüz yirmi yaşına ulaşmış ulu bir ihtiyar­dır.

Virani, onun batın kılıcıyla yenilir, yere geçer. Huzurunda di­van durup, niyaz eder. Demir Baba’dan icazet ister. Ancak, önce Virani’ye nasihatler verir ”kişi böyle sevdalarda olmasa gerek. Kur’an’a uy Sure-i Fatiha’da ne kadar harf olduğunu bilir misin? Onlardan geçmeyen veli olmaz. Bu kadar suhufla (hartle) dört kita­bı yutsa bile. Kapıdan girmeyen, içeride ne olduğunu bilmez. Bilen Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

TURABİ (TÜRABİ)

Gel gönül gidelim aşk ellerine
Maksudun yar ise bir tane yeter
Fikreyle kıldığın amellerine
Heva-yı çerh ile efsane yeter

Türabi sen özün payimal eyle
Hak yolunda yüzün payimal eyle
Şu fani dünyada bir hayal eyle
Geçen geçti gelen nişane yeter

Yaşantısı hakkında elde yeterli bilgi yoksa da; 1849′da Hacı Bektaş Tekkesi postunda oturduğunu ve 1868 yılında öldüğünü gösteren belgeler vardır. Bir şiirinde asıl adının Ali olduğunu söyler:

Mahlasım derler Türabi, namım el- hac Ali.
Doğduğu yerde kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklar Ankara’lı, Yanya’lı ve Koniçeli olduğunu belirtiyorlarsa da, aynı mahlas ile yazan birkaç ozanın bulunduğu sanılıyor. Divanı basılmıştır (1294/1878). Divandaki şiirlerin çoğu aruzla yazılmıştır. Heceyle olanlar da halk geleneği işlenmiştir; divan edebiyatı örnekleri pek başarılı değil. Koşuk düzeni acemicedir. Yine de Türabi, Bektaşilerin değerli ozanlarındandır. Daha çok divan şairi Fuzuli’nin etkisinde kalmıştır. (C. Öztelli ).

On dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir Bektaşi ozanı olarak bilinen Türabi bir Bektaşi ulusu Yanbolu’lu Hacı Türabi Dede-Baba olarak tanınır. Çorum’lu Seyyid Hasan Hüsnü Dede- Baba’nın Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

TOKATLI GEDAYİ

Ah u feryat eder gülün dalında
Bülbülün feryadı zarı vatandır
Derd ü hasret koymuş kendi halinde
Her garibin öz efkarı vatandır

Kimliği, eserleri ve gerçek yaşam öyküsü hakkında az bilgi bulunan Gedayi, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı ile yirminci yüzyılın başında yaşamış bir Bektaşi saz ozanıdır. 1826 yılında Tokat’ta doğmuş. Bütün ömrünü İstanbul’da geçirmiştir. Asıl adı Ahmed’dir. Ona Gedayi mahlasını veren ünlü Bektaşi Baba’larından Sinop’lu Yesari Baba’dır. Babasının adı Ahmed Muhtardır, babası kereste tüccarıdır. Tokatlı Gedayi adıyla da anılır.

İstanbul’a geldikten sonra, Rumeli Hisarı tekkesi postunda oturan Nafi Baba’dan el alarak, Bektaşi olmuştur. Din dışı şiirleri de bulunmaktadır.

Turgut Koca ile Sadeddin Nüzhet Ergun’un verdiği bilgilere göre Beşiktaş, Hasan Paşa fırını civarında oturduğu için “Beşiktaş’lı Gedayi” olarak tanınır. Aşık kahvelerine çok gittiği için çağının bütün saz ozanlarını tanımıştır. Yalnızca hece ölçüsüyle ürünler vermekle yetinmedi. Divan türünde de hatırı sayılacak eserler verdi.

Mehmed Ali Hilmi Dede ona Gedai adını taktı. Bir süre Üsküdar çiçekçi kahvesini çalıştırdı. Nefeslerinden başka halk şiiri geleneğine uygun söylediği şiirleri de vardır. Sazda ustası Erzurum’lu Emrah’tır.

Mir’ati, Fenni, Şevki, İşreti ve Şeyh Galib’in gazellerini tahmis etmiştir. 1901 yılında İstanbul’da ölmüş ve Karaca Ahmed mezarlığında toprağa verilmiştir. Asım Bezirci 1889 (ya da 1887) de Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

TESLİM ABDAL

Seherde Bir Bağa Girdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı
El Vurup Güllerin Derdim
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Seherin Bülbülü Öttü
Öttü De Murada Yetti
Teslim Abdal Yükün Tuttu
Ne Bağ Duydu Ne Bağbancı

Teslim Abdal kimdir sorusunu yanıtlamak zor. Çünkü karşımıza dört ayrı yerde ayrı
ayrı zamanlarda yaşamış dört Teslim Abdal çıkarılıyor.
Bunlar:
1) Teslim Abdal, Onyedinci yüzyılda yaşamış. Asıl adı Mehmed olan, Sultan Dördüncü Murad döneminin bir Bektaşi ulusu. Yeniçeri ocağının Halife Babası, yani Büyük Baba Efendisi. Bağdat seferine katıldığı öne sürülüyor. Bu Teslim Abdal’ın:

“Teslim Dede Teslim Baba
Ey kahraman Türk Milleti”

başlığıyla başlayan bir Mehter marşına konu olduğu iddia ediliyor. Teslim Abdal’ın yurdumuzun üç yerinde türbesi bulunmaktadır. Birincisi Trakya’da Keşan’a bağlı Teslim Abdal köyünde. İkincisi Continue reading »


Etiketler:
Eyl 16

TALİBİ COŞKUN (Aşık Talibi)

Talibi Coşkun
Nasip Olsa Gine Gitsem Yaylaya
Doya Doya Baksam Suna Boyluya
Senin İçin Yalvarayım Mevlaya
Belki Seni Bana Yazar Yaradan

Ela Göz Üstüne Eğmedir Kaşı
Başına Bağlamış Telli Bir Poşu
Talibi Coşkun Der Bulunmaz Eşi
Belki Seni Bana Yazar Yaradan

Asıl adı Hacı Bektaş dır. Kendi beyanına göre 1898 yılında doğdu. Nüfustaki doğum tarihi 1904′dür. Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Tonus (Altunyayla) köyündendir. Babası çiftçiydi. Ömrü boyunca kaderi ile pençeleşmiş bir aşk divanesidir. Gençlik yıllarında delice sevip vurulduğu Keklik Emine dayısının kızıydı. Talibi’ye şiir yazmak ilhamını Keklik Emine vermişti. Aşıklık alanında kimseden ders almadan kendini yetiştirdi. Şiirlerini topladığı kitapçıklarını satarak geçimini sağlamaya çalıştı.

Talibi sevgilisinden cefa gördü. Şiir yazar, kazaya belaya baş eğer, koşma düzerdi. Bütün yaşamı gurbette geçti. En çok Ankara’da bulundu. Kitaplarını Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Continue reading »


Etiketler: