Ara 19

İNGİLTERE İYİ SIYIRDI
Fulton ve Napolyon
1800, Fransa

Fransa, Amerikan devrimi sırasında Birleşik Devletlerin tek müttefikiydi.
Fransızlar kendi devrimini yaparken ise iyi niyetlerini bildirdiler. Napolyon
bariz bir diktatör haline gelmeden önce, Birleşik Devletler yeni rejimi tanıyanbirkaç devletten biriydi. Bu Lousiana’nın satın alınmasını getirdi ve 1812
Savaşı’na yardım etmek isteyen Amerikalıların Fransa’ya akışına yol açtı.

Napolyon artık Fransa’nın lideri olmuştu. Napolyon uyanık bir adamdı. Bugün
bile hala kullandığımız birçok şeyi o yaratmıştır. Mesela teneke konserve
kutuları ordunun yiyeceklerini saklamak üzere en iyi icadın arandığı bir yarışma
sonucu ortaya çıkmıştır. Ama öyle bir icat var ki, reddetmeseydi her şey farklı
olabilir ve İngilizler onu yakalamadan hüküm sürebilirdi.

Robert Fulton adındaki bir Amerikalı, Fransız ve Amerikan devrimlerinin
ideallerini gerçekleştirmesi için Napolyon’a yardımcı olabilecek fikirlerle
doluydu. Genç mucit bir denizaltı tasarlamış ve bunu deneme fırsatı da
bulmuştu. Bu makine üç kişilik mürettebatıyla suyun yaklaşık 10 metre altında
gidebiliyordu. Yelkenler ve direklerle normal bir gemi gibi düşman gemisineyaklaşıp, birden kaybolan bu gemi su altından düşman gemisine bir torpidofırlatabiliyordu.

1800′de Robert Fulton, Paris’e gitti ve sonunda Napolyon’un dikkatini çekmeyi
başardı. Bu zor bir işti çünkü Birinci Konsül hem orduyu, hem de Fransız Continue reading »


Etiketler: , , , ,
Ara 16

KÖTÜ DAVRANSAN DA SORUN, İYİ DAVRANSAN DA
Gemide İsyan
1789 Tahiti’nin Dışında

Popüler kültür William Bligh’ı mürettebatına işkence eden, gaddar ve sadist birkaptan olarak gösterir. Komuta ettiği ikinci geminin mürettebatının da isyanetmesi, New South Wales kolonisinin başındayken de bir isyan çıkması, kaptanla
ilgili bu inancı daha da güçlendirmiştir. Kaptan Cook’un keşif gezilerine olankatkıları, Bounty’yle yaptığı 3.600 millik seyahat ve Fiji adalarının keşfi gibibaşarıları da göz ardı edilir.

Kaptan William Bligh, Bounty’nin İngiltere’den Tahiti’ye yaptığı yolculuklasonsuza dek hatırlanacaktır. Bu yolculuğun amacı, kolonilerdeki köle sahiplerine
zenci kölelerin yemeleri için ucuz ve besleyici ekmek yapmakta kullanılmak
üzere bitki tohumları götürmekti. Sağlık koşullarının kötülüğü, ağır disiplin ve
mantıksız çalışma saatleri mürettebatın Fletcher Christian liderliğinde
ayaklanmasına neden olmuştur. Eğer hakkında söylenenlere inanılırsa Bligh içinhak ettiğini bulmuş da denilebilir.

Gerçeklere daha yakından bakılacak olursa, bunun pek de doğru olmadığı
görülecektir.

Majestelerinin gemilerinde yaşam 18. yüzyılda çocuk oyuncağı değildir. Yeterli
gıda olmaması normal, hastalıklar yaygındı. Sıkı disiplin her gemide vardı ve
cezaların sertliği üç aşamalıydı: Bir düzine kırbaç, elli kırbaç ve iki yüz kırbaç.
Üçüncüsü ölümcül bir cezaydı. Gemide kadın olmaması, tehlikeli sular, acemi
denizciler işi zorlaştırıyordu. Bu şartlarda tabii ki sert disiplin kuralları
uygulanacaktı.

Bounty’nin yolculuğu aslında sıra dışıydı, çünkü hemen hiç ciddi bir sorun
görünmüyordu. Kayıtlara göre tek bir hastalık vakası bile görülmemişti. Kabul
edilmeli ki, Bligh zamanının en iyi kaptanlarından biriydi. Denizdeki koşullar ne
olursa olsun, mürettebatını hayatta tutabilecek yeteneğe sahipti. Kırbaçlama
olaylarına gelince, o zamanlar bu yöntem hemen hemen her gemide kullanılırdı.
Kayıtlara göre Tahiti’den ayrılana dek gemide bir sorun görülmemişti.

Bligh böyle bir yolculuğun normal yolculuklardan daha stresli olduğunu
biliyordu. Kaptan Cook ile çıktığı seferlerden deneyimliydi. Bu zorlu seferde isetayfalarının pek Continue reading »


Etiketler: , , ,
Ara 16

İÇ SAVAŞTA YERLİ MALI SİLAH TAKINTISI
Albay Ripley ve İngiliz Tüfekleri
1860, ABD

West Point’ten 1813′de mezun olan Albay James Ripley belki de dört yıl süren
kanlı Amerikan iç savaşının çıkmasından sorumlu kişilerin başında geliyor.
Aslında bu anlaşmazlık birkaç ay içinde halledilebilirdi. 1861′de Birleşik
Devletler ordusunun Savaş Gereçleri Bölümünün başına getirildiğinde altmış
yedi yaşında olan Ripley ordunun silahlarını güçlendirmek için teklif edilen hertürlü buluşa burun kıvırıyordu.

Ripley, özellikle piyade için gerekli ateşli silahların alınmaması için her türlü
bürokratik yolu deneyen adam olarak da tarihe geçmiştir. Aralıksız atış sağlayanSpencer tüfeklerinin askerlerin çok fazla cephane harcamasına neden olacağını
ve bunun da orduya pahalıya mal olacağını öne sürmüştür.

En büyük aptallığıysa yaptığı bir şey değil, yapmadığı bir şey nedeniyledir ve iki
tarafın da on binlerce asker kaybetmesine yol açmıştır.

Hikayemiz 1852′de İngiltere’nin modern dünyanın ilk fuarını Kristal Saray’dadüzenlemesiyle başlıyor. Fuarda, Amerikan standı açıldığında sadece mekanik
parçalar olan kutular ortaya çıktı. İzleyicilerin arasından gönüllüler alındı ve
birazcık yardımla birkaç dakika içinde bu parçaları bir Colt tabancayadönüştürdüler. Bu silah Continue reading »


Etiketler: , , , ,
Ara 15

Neye Mal Olursa Olsun İntikam Almak
1780, Amerika

Savaş beklenmedik tarafların yakınlaşmasına neden oluyor. Amerikan
devriminde de buna benzer bir durum yaşanmıştı. Fransa’nın savaşa girmesininnedeni İngiltere’yle aralarında yüzyıllardır devam eden anlaşmazlıktı. Tarihin
cilvesi; ABD’yi yaratan Fransa, İngiltere’den intikam almak istiyordu.

Bazı tarihçiler bizi Fransız devriminin Amerikan devrimini bir kardeş gibi görüpyardım elini uzattığına inandırmaya çalışır. Ancak Fransa’nın Amerika’daki
kolonilerin devrimlerini desteklemesinin eşitlik ve özgürlük gibi ideallerle ilgisi
yoktu. Yönetimdeki genç sınıf ki bunlara ünlü Lafayatte Markisi de dahildi,
Voltaire hayranıydı ve radikal hareketlere sahip çıkmak onlara uygundüşüyordu. Fransızların Amerikan devrimini desteklemelerinin en büyük nedeni
İngilizlerden intikam almaktı.

Amerikan devriminin başlamasından sadece on iki yıl önce, Fransa on üç
koloninin baş düşmanı olarak görülüyordu. Amerika kıtası Fransız ve Kızılderili Continue reading »


Etiketler: , , ,
Ara 15

Howe ve 1777 Saldırısı
1777, ABD

Amerikan ordusuna karşı başlatılan kampanya, birinci yılın sonunda İngiltere
açısından başarılı olmuş gibi görünüyordu. İngiliz Koloniler Devleti SekreteriLort George Germain bir mevsim sonra her şeyin tamamen hallolacağına
inanıyordu. Koloni haritalarını ve Amerika’daki kuvvetlerin kumandanı Lort
William Howe’un raporlarını iyice inceliyordu.

O sıralarda New England isyan açısından bakıldığında kaynayan bir kazangibiydi. Ama Atlantik bölgesinin ortasında, özellikle New York ve New Jersey’de
Krala sadık olanlara verilen destek artıyordu. 1776 kışında Washington’daki
karışıklık Ne w Jersey’e ulaştığında hiçbir destek görülmedi. Germain, New
England öteki kolonilerden ayrılır ve izole edilirse Amerikan kolonilerinin isyanı
zayıflar ve biter diye düşünüyordu.

Haritalara bakarken olayın açık ve doğrudan bitirilebileceğini gördü. GeneralBurgoyne, Saint Lawrence nehri vadisinin dışında, Kanada’nın Krala sadık olan
bölümünde savaşıyordu. Yukarı New York’ta yazın başıboş bir kalabalık olan
orduyu mağlup etmiş ama sonra kışla birlikte, hava şartları yüzünden kuzeye,
Kanada’ya çekilmek zorunda kalmıştı. Yirmi bin adamıyla Howe kışın New York Continue reading »


Etiketler: , , ,
Ara 15

Paralı Askerler ve Amerikan Devrimi
1776, Amerika

Sadece birkaç kişi bunun bir devrim olmasını istemişti. Lexington Green’deki
karşılaşma kazaydı. Doksan küsur militan yeşil hatta, bir İngiliz birliğinin
Boston dışına ilerlemesini protesto etmek amacıyla bir araya gelmişti. Bazı
olayların büyüklüğü çok sonra anlaşılır ve ancak bittikten sonra bir devrim
olduğu görülür.

Sadece birkaç kişi savaş istiyordu ve iki taraf da geri çekildiğinde Amerikalı
Koloniciler bu ilk aylar boyunca ne için savaştıkları konusunda tartışmayabaşladılar. Sam Adams gibi birkaç kişi çığlık çığlığa bağımsızlık istiyordu. Ancak
sıradan vatandaşlar, o ve onun gibileri gözü kara radikaller olarak görüyordu.

Ben Franklin gibi ılımlılar geçmişlerine bir İngiliz gibi bakıp farklı şeylergörüyorlardı. Sadece doksan yıllık geçmişte kansız bir ihtilal olan 1688 Devrimi
yaşanmıştı ve bu da devletlerin ancak halk tarafından desteklendiğinde var
olabileceği fikrini kabul ettirdi. Birçok insan parlamentoda önemli sayıda
milletvekilinin sömürgecilik karşıtı olduğuna inanıyordu. Savaşı, önceki yüzyılda
hüküm süren krallığa karşı siyasal özgürlük sağlama çabası gibi görüyorlardı.

Böylece Amerikan Kıta Kongresi Washington’dan bir Amerikan Kıta Ordusu
kurup Boston’daki İngiliz birliklerini kuşatmasını ve İngiltere’ye üzüntülerini
bildiren bir mektup göndermesini istedi. Kısacası, çoğunluk sadece eskisi gibibirer İngiliz olmak istiyordu.

Sömürgecilik yanlılarına karşı parlamentoda sesler yükseldi. Bazıları “mesele
temsil edilemedikleri halde vergi veriyor olmalarıysa krizi bastırmak için onlara
parlamentoda birkaç sandalye vermekte sakınca olmadığını” söyleyecek kadarileri gitti. Ancak Breed’s Hill’de verilen binden fazla kayıp görmezdengelinemeyecek kadar yüksekti.

Bir İngiliz komutanı aptalca bir karar verip muhafazakarların iyi korunansaflarına saldırmıştı ve tabii ki ağır bir yenilgiye uğramıştı. Bu saldırıda sözü
geçen adamlardan birden fazlasının oğulları ölmüştü ve bu da meselenin hasır
altı olmasını engelledi.

Olayın merkezinde kral vardı. Artık iki yüzyıllık bir geçmişe sahip olanAmerikan tarihi bu adamı kanlı bir köşeye yerleştirdi. Sonuçta, özgürlük için
savaşılırken ve bu on binlerce yaşama mal olurken birileri de olanlardan sorumlu Continue reading »


Etiketler: , , , ,
Ara 15

Eksiksiz Bir Donanma Kuzeye Hareket Eder
1588, İspanyol Donanması

“En koyu Katolik kral” olarak bilinen İspanya kralı II. Philip’in İngiltere’yi işgaletmek için bir donanma oluşturmasının son derece mantıklı nedenleri vardı.
İngiltere bir Protestan ülkesiydi ve Henry’ye papa tarafından “İnancın
Savunucusu” unvanı verilmişti. Politik açıdan İngiltere kolonileşmede ve
ticarette bilinen İspanyol üstünlüğüne karşı gelişen tehdit edici bir güç halinegeliyordu.

Daha yeni İspanya, İspanyol Hollandasındaki ayaklanmaları bastırmayaçalışırken İngiltere ile uğraşmak zorunda kalmıştı. Ayrıca başta Sir Francis
Drake olmak üzere İngiliz korsanlar oldukça rahatsızlık verici bir hale
gelmişlerdi. Drake, Panama’daki önemli bir İspanyol kolonisini yağmalamakla
kalmamış, başka İngiliz korsanlarla birlikte İspanyol hükümetinin bütçesinin
büyük bir bölümünü oluşturan altın ve platini taşıyan filodaki birkaç gemiyi elegeçirmişlerdi.

İşgal planı basitti. Medina-Sidonia Dükü bir donanma kurmak için denizci
toplayıp gemiler inşa ettirdi. Kırk savaş gemisi ve çok sayıda yemek ve su
taşıyan nakliye gemisi yapıldı. Savaş gemileri yüksek kuleliydi ve düzinelercekısa mesafeli ama güçlü topla donatılmıştı. Filonun asker mevcudu ise on dokuz
bindi.

Bu büyük güç İspanyol Hollandasındaki savaşta İspanyol ordularının başındaki
Parma Dükü yönetimindeki daha büyük bir orduyla buluşacaktı. Donanmanın
esas amacı bu orduyu gemilere alıp sonra da İngiltere’ye çıkarma yapmaktı. Eğer
bu başarılırsa İngiltere’nin fethi işten bile değildi.

İspanyol piyade birlikleri Avrupa’nın en iyi eğitilmiş ve etkili askeri gücüydü.
Kılıç ve mızrak kullanımındaki becerileriyle tüm rakiplerini alt edebiliyorlardı.
Sadece İsviçreli savaşçılar onlarla baş edebilirdi ve İngiltere ile İsviçre’nin
müttefik olmaması büyük şanstı. Askerler kıyıya çıktıktan sonra İngilizordusunun fazla Continue reading »


Etiketler: , , ,
Kas 30

Bir Mahzun Büyücü

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Pireler berber, develer tellal iken. Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.

Uzak, çok uzak diyarlardan birinde Godosh adında güçlü bir büyücü varmış. Tüm hayali, tanrılara kafa tutmakmış. Orada, yukarılarda bir yerlerde, aşağıya sırıtıp, kah esen, kah gürleyen tanrıların façasını bozup, Godosh’un kim olduğunu cümle aleme göstermek için çalışmış didinmiş. En sonunda bu işi yapabilecek güce ve bilgiye sahip olduğuna karar verdiği gün, girmiş büyü odasına ve başlamış, bu zor ve bir o kadar güçlü büyünün sözlerini bağırmaya.

Büyü sözlerinin sonu geldiğinde, etrafını durmadan dönen, mavi, minik noktacıklar sarmış. İşte o zaman Godosh bir şeylerin ters gittiğini anlamış, anlamış anlamasına ama heyhat… Artık çok geçmiş.

Birden, yer gök kararmış, bir sis etrafı kaplamış, mavi noktalar yeşile çalıp, önünde bir yol oluvermiş. O durmuş yol gitmiş… O durmuş yol gitmiş, sonunda yol, bir garip kapıya varmış. Varmış da, bu densiz yol, anlı şanlı Büyücü Godosh’u üstünden doğruca kapıya fırlatmış.

Godosh gözlerini, garip binalarla kaplı, garip elbiseli adamların etrafta cirit attığı, garip bir memlekette bulmuş. Bulmuş bulmasına ya, hala nerede olduğunu bilmiyormuş. O hala kendi dünyasında bilmediği bir yerlerde olduğunu sanıyormuş. Godosh sanadursun, aslında şu an Continue reading »


Etiketler: , , ,